…özlemek seni

Sevgili… Yine vuslatı gösterdi zaman, yine hüzünlü bir iklimin sımsıkı sarılmaları sımsıkı kavuşmaları soluksuz öpüşlerin göz kapayışların son damlaları. Kelime kelime döküldü bu kez özlemler kavuşmaya dair onca şeye rağmen yine hüzünlü sonbahar… Yakıp bölük pörçük ettiğim tüm senli rüyalarımı anılarımı küçük bir çocuğun şekerini yavaş yavaş bitmesin diye tükenmesinden korktuğu gibi pay edip Bölüştürdüm | devamı »

…can yaram

…soluksuz dinleyişlerin, fısıltılı çığlıkların, anlamsız bekleyişlerin birinde sana can verecek, acıdığında yaşadığını hissettirecek acıdığında yaşadığını anlayarak verdiği acının kifayetsiz sızılarını boş verip çığlık dolu bir heyecanla can bulan yaram! bazı kelimelerin içi doldurulamaz, bazı hayatlar gibi. bu şey sürekli sendeki beden sürekli sendeki kelime gibi. yokluğunu sürekli olup ansızın olmayışında | devamı »

Seher yeli, seher yeli bizim ele gidersen. Nazlı yara küstüğümü söyleme, söyleme. Ne hallere düştüğümü sorarsa o yar beni sorarsa bağrıma taş bastığımı söyleme ona söyleme yara söyleme… Ağrılar baş tutar ahuzardayım, mansur gibi çekilmişim dardayım, dardayım. gezer dolaşırımda bilmem nerdeyim nerdeyim nerdeyim…Deli deli de gezdiğimi söyleme ona söyleme, deli deli gezdiğimi ona söyleme… Belki bir gün çıkar gelir diyorlar, | devamı »

farkında değilsin, erteleyişler fayda vermiyor hayatta, o yarım bulan masalın melodisini susturmaya. Farkında değilsin. Bu şey böyle doğarken, anlam veremediğin bir mutluluğun sadece hüzünlü tarafıyla meşgulsün. | devamı »

çocuk olmak ve sokakta!…

Bahar gelince sokaklar evimiz olurdu. Hoş çocukken mekânın ve zamanın pek önemi yoktu… Nerde üç beş arkadaş olsa orda toplanır top koştururduk… Dedim ya yerin ve zamanın pek kıymeti yoktu. Köşe başları boş arsalar araçların az girdiği sokaklar… Top oynardık, başlarken ‘bak sadece üç gollük oynıcaz ha!’ aslında bitmesini hiç istemediğimiz uzun soluklu maçlar…kırık kerpiçlerden kale direği yapardık, defalarca yamalanmaktan | devamı »

karanlık!

Görünmez duvarların ardına sığındım şimdilerde.Kimselerin erişemeyeceği derin bir kuyuya hapsettim kendimi..Gittikçe kayboluyorum derinliklerinde..Nereye dönsem zifiri karanlık.. Sözlerim anlamını kaybetmiş başıboş .. İçimde sıkışıp kalan cümlelerim var ayrılığa,ölüme ve aşka dair..Lakin yetmiyor gücü sözlerimin anlatmaya..Özlemlerim var dillendiremediğim,sözcüklerim var istesem de söyleyemediğim.. | devamı »

Kavgamın Şehri !…

Ah ulan İstanbul, seni sevmek adamda yara bırakır… | devamı »

… Sanki göğsümde bir yük var kilolarca nefes almamı engelleyen, nefes alsamda yetmiyor ciğerlerime… Anide bir soluk luk nefes giriyo ciğerlerime boğulacak gibi su içer gibi kana kana nefesle boğuluyorum… mutsuz yüzler, umutsuz insanlar…Hepinizin mi içi yanıyo hepinizmi mutsuzsunuz, kim üfledi bedenlerinize kim aşıladı mutsuzluğu… | devamı »

tekrarlar…

Sonunu bildiğin bir hikayeyi okumak gibi bazen hayat. Sanki hep tekrarlıyorum, hep bir yerinde bırakıp başka bir yerinde başlıyorum kaldıgım yerden…Umursamaz olmak bazan çaremi yada umursamadan yaşamak.Birşeyi değil herşeyi…Ben bu sonu daha önce yaşadım bu hikayenin sonunu biliyorum… Sonunu bildiğin bir hikayeyi okumak gibi bazen hayat. | devamı »

bitsin…

…içimden bir şeyler kopup gidiyor..nereye ve nasıl..kim bilir.. uzayıp giden yol çizgileri boyunca düşmek istiyorum yollara..alıp başımı gitmek.. sadece Sen’in olduğun yerlere.. ta ki Sen kalmasın içimde..tâ ki ben kalmasın bende,Senden gayrı.. bitsin bu ayrılık. | devamı »

«

Mehmet Yüngül © 2017, Powered by Wordpress & HC-2011